Masanın Diğer Tarafı: Enerjisa İK Uzmanından İşe Alım Gerçekleri ve Tavsiyeler

Herkese merhaba! Bugün sektörün mutfağına, doğrudan insan kaynakları ve işe alım tarafına yöneliyoruz. İşe alım süreçleri ve staj programları konusunda yılların tecrübesine sahip ENERJİSA'dan İbrahim Gerin ile ufuk açıcı bir röportaj gerçekleştirdik. Bu heyecan verici sohbette hepimizin kafasını kurcalayan o kritik soruları masaya yatırdık: CV'mi binlerce başvuru arasından nasıl öne çıkarabilirim? Farkında bile olmadan yaptığım en büyük CV hataları neler? Enerji Sistemleri Mühendisliğindeki "imza yetkisi" eksikliği, Elektrik-Elektronik mühendislerine kıyasla sektörde gerçekten bir engel mi? Ve o çok istenen mülakat koltuğuna oturduğumuzda süreci nasıl başarıyla yönetip o işi kapabiliriz? Hazırsanız, mülakat masasının diğer tarafındaki sırlara ışık tutan bu harika sohbete hemen geçelim.
Soru 1: Sizi tanıyarak başlayalım, kısaca kendinizden bahseder misiniz?
İbrahim Gerin: Merhaba, ben 1992 doğumluyum. Kocaeli Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünden mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi'nde İnsan Kaynakları Yönetimi üzerine yüksek lisans yaptım. Bugüne kadar danışmanlık, medya ve enerji gibi çok farklı sektörlerde bulundum. Yaklaşık 8 yıllık bir İK tecrübem var. Bunun %60-70'lik kısmı işe alım tarafında olsa da performans yönetimi, eğitim ve organizasyonel gelişim gibi alanlarda da görev aldım. Gençlerle çalışmayı, yetenek programlarımız vasıtasıyla onlara destek olmayı çok önemsiyorum.
Soru 2: Farklı sektörlerde deneyiminiz olmuş. Yolunuz enerji sektörüyle nasıl kesişti?
İbrahim Gerin: Aslına bakarsanız direkt "enerji sektörü" odaklı bir tercihten ziyade, kurumun kendisinden dolayı Enerjisa’yı tercih ettiğini söyleyebilirim. Üniversiteden arkadaşlarım yaklaşık 6-7 yıldır burada çalışıyordu ve kurum kültürünü yakından bildiğim bir yapıydı. Global firmalar dışında, tamamen Türk sermayesiyle çalışılabilecek en iyi ve en kurumsal şirketlerden biri olması beni cezbetti. Yani başlangıçta direkt sektör hedefiyle gelmedim ama şu an "iyi ki buradayım" diyorum.
Soru 3: İşe alım süreçlerinizde not ortalaması veya mezun olunan okul dışında aranan kriterler nelerdir? Okul dışı etkinliklerin ve projelerin önemi hakkındaki algı gerçekten doğru mu?
İbrahim Gerin: Bu, adayların kafasında sürekli soru işareti yaratan bir konu. Öncelikle şunu belirteyim: Adayların süreçlerde elenme sebebi sadece "başarısız" olmaları değil, rekabetin ve başarı ortalamasının her geçen sene yükselmesidir.
Bizde kesin bir okul ayrımı yok. Örneğin "Enter" adında bir Genç Yetenek programımız var. Burada "sadece şu üniversitelerden alım yapıyoruz" gibi bir ayrım gözetmiyoruz. Kriterlerimiz belli: İlgili mühendislik veya İİBF bölümlerinde okumak, 4. sınıfa geçmiş olmak ve lokasyon uygunluğu. Bunlar sağlanıyorsa herkese envanter testi gönderiyoruz.
Burada bir "çan eğrisi" devreye giriyor. Biz bu sene 7.000 başvuru aldık ve mülakata sadece 100 kişi geçti. Geçen sene sınav ortalaması 10 üzerinden 8 iken, bu sene 10 oldu. İngilizce testinden 7 almak aslında kötü değildir, o kişi yabancılarla rahatça konuşabilir. Ancak kısıtlı kontenjanımız olduğu için 10, 9 ve 8 alanlar varken 7 alan adayı mülakata çağıramayabiliyoruz. Gençler "Ben elendim, başarısızım" diye üzülüyor ama durum tamamen yoğun rekabetle alakalı.
Soru 4: Teknik testleri geçen adaylar mülakatlarda kendilerini nasıl öne çıkarabilir?
İbrahim Gerin: Testlerden sonra 3 soruluk bir video mülakat aşamamız var. Adaylar genelde şu hatayı yapıyor: "Kendinizi anlatan 3 özellik nedir?" dediğimizde sadece "Sadığım, dürüstüm, empati kurarım" deyip geçiyorlar. Bu şekilde hiçbir mülakat geçilmez. Beklediğimiz cevap şudur: "Empati kurabildiğimi düşünüyorum. Çünkü şu projede şöyle bir olay yaşadım ve böyle bir aksiyon aldım."
İkinci sorumuzda "Daha önce hiç bilmediğin bir proje içerisinde bulundun mu? Süreci nasıl yönettin?" diye soruyoruz. İşte o okul dışı etkinlikler, kulüp çalışmaları, stajlar burada hayati önem taşıyor. Sadece okula gidip gelmiş bir öğrenci bu sorulara somut örnekler veremez. Özgeçmiş üzerinde bu etkinliklere bakıyoruz ama asıl farklarını mülakatta, tecrübelerini olay bazlı anlatırken ortaya koyuyorlar.
Soru 5: "Enerji Sistemleri öğrencisi daha donanımlı olsa bile Elektrik-Elektronik öğrencisi tercih ediliyor" algısı doğru mu? Biz ESM öğrencileri olarak bu durumu nasıl aşabiliriz?
İbrahim Gerin: Maalesef bu algı doğru. Ancak bunun sebebinin "yetkinlik" olmadığını bilmeniz gerekiyor. Bunun yegane sebebi tamamen "imza yetkisi" durumudur. Elektrik-Elektronik mühendislerinin mevzuat gereği imza yetkisi oluyor ve yasal sorumluluk gerektiren durumlarda bu yetkiye ihtiyaç duyuyoruz.
Genel alımların %10-20'si imza gerektirmeyen departmanlara oluyor, yani hiç alınmıyorsunuz diyemeyiz. Bunu aşmak için ne yapmalısınız derseniz; eğer okulunuzda imza yetkisi almanızı sağlayacak fark dersleri varsa, bunları mutlaka alın. Bu dersleri aldıktan sonra da CV'nize veya ön yazınıza "Ben bu dersleri aldım, benim de imza yetkim var" diye özellikle belirtin. Çünkü karşıdaki İK uzmanı bunu bölümünüzden dolayı bilemeyip sizi eleyebilir. Bunu açıkça belirtmek sizi Elektrik-Elektronik öğrencileriyle eşit şartlara getirecektir.
Soru 6: İlk aşamada öğrencilerin CV üzerinden elenmesine sebep olan en büyük ve kritik hatalar nelerdir?
İbrahim Gerin: Yakın zamanda LinkedIn üzerinden ücretsiz CV danışmanlığı yaptım. Sadece gençler değil, tecrübeli profesyoneller bile CV gönderdi. Gelen CV'lerin %90'ı çok kötüydü!
Kötüden kastım şu: Kronolojik bir sırası yok, Türkçe yazım hatalarıyla dolu, vesikalık yerine selfie konulmuş, kelimeler kaymış. Yapay zeka çağında böyle özensiz bir CV gördüğünüzde "Aday özenmemiş" diye düşünüyorsunuz. Eskiden her pozisyon için ayrı CV hazırlamak zordu ama artık ChatGPT, Gemini gibi araçlara ilanı attığınızda size otomatik taslak çıkarıyor.
Bir İK uzmanının bir CV'yi incelemesi yaklaşık 30 saniye sürer. Bu 30 saniyede fark edilebilmeniz lazım. İlanlardaki aranan nitelikler kısmında geçen stratejik kelimeleri CV'nize yedirmeli ve bu kelimeleri bold yazmalısınız ki ATS'den geçip İK'cının önüne düştüğünde direkt dikkat çeksin.
Soru 7: Uzun CV yazmak yerine, ilana uygun staj ve projelerin öne çıkarıldığı öz bir CV hazırlamak daha mı mantıklı?
İbrahim Gerin: Kesinlikle! Yeni mezun bir adayın 3-4 sayfa CV'si olmasına hiç gerek yok. Referanslarınızı, hobilerinizi, TC kimlik numaranızı, medeni durumunuzu ya da açık ev adresinizi CV'ye yazmayın. İkamet olarak sadece "Kadıköy, İstanbul" yazmanız yeterli.
Ön yazı konusuna gelirsek; "Şurada doğdum, şu okula gittim" gibi CV'de zaten yer alan bilgileri tekrar etmeyin. Oraya kariyer beklentilerinizi 2-3 cümleyle, uzatmadan yazın. Başvurduğunuz ilanı kopyalayıp bir yapay zeka aracına "Bu ilanla alakalı bana CV'mde kullanabileceğim 5 spesifik kelime verir misin?" deyin. O kelimeleri CV'nize adapte etmeniz bile çoğu aşamayı geçmenizi sağlar. Kronolojik ve 1-2 sayfalık, özenli bir CV yeterlidir.
Soru 8: Renkli ve karmaşık tasarımlı CV'lerin yapay zeka tarafından okunamadığı için elendiği doğru mu?
İbrahim Gerin: Evet, bahsettiğin format "ATS dostu CV" olarak geçer. Çok renkli ve karmaşık tasarımlı CV'ler kesin elenir diyemeyiz ama bazı ATS bu tasarımları okuyamayıp eleyebiliyor.
Düşünün ki 7.000 aday başvurmuş; sistem sizin CV'nizi yanlışlıkla elerse, bir İK uzmanının o CV'yi tekrar karşısına çıkarma olasılığı yok. O yüzden işimizi sağlama almak adına siyah-beyaz, sade ve okunaklı formatları kullanmanızı tavsiye ederim. Google'da "ATS dostu CV formatı" diye aratırsanız ücretsiz şablonları bulabilirsiniz. En temizi ve risksizi budur.
Soru 9: Mülakata çağrılan adayların bu aşamayı en iyi şekilde değerlendirebilmesi için yapması ve yapmaması gereken kritik noktalar nelerdir?
İbrahim Gerin: Mülakata çağrıldıysanız binlerce adayı geride bırakmışsınız demektir, bu büyük bir şans. En çok yapılan hatalardan biri, mülakatın başındaki "Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?" kısmını çok kısa tutmak. Adaylar heyecandan "Şu okulda okudum, bitti" deyip 30 saniyede konuyu kapatıyor.
Bu soru, kendi "pazarlamanızı" yapmanız içindir. İK uzmanı sizi açmak için ekstra çaba sarf etmek zorunda kalabilir ama her zaman buna vakti olan birine denk gelmeyebilirsiniz. O yüzden bu sorunun provasını önceden ayna karşısında yapın. Ne 30 saniye kadar kısa, ne de yarım saat sürecek kadar uzun olsun.
Soru 10: Mülakatta projelerden veya kendimizden bahsederken kullanmamız gereken belirli bir dil veya üslup var mı?
İbrahim Gerin: Kesinlikle var! "Şunu yaptık, bunu başardık" gibi "biz" dili kullanmaktan kaçının. Mülakatta takımın ne yaptığı değil, sizin bireysel olarak ne yaptığınız önemlidir. "Ben bu projede şu sorumluluğu aldım" şeklinde "Ben" dili kullanın.
Ayrıca bazen yöneticilerin girdiği mülakatlarda adayların çok keskin yanıtlar verdiğini görüyoruz. Örneğin; "İleride sizi X lokasyonuna transfer etsek çalışır mısınız?" sorusuna direkt "Hayır" demek risklidir. Bunun yerine "Şartlara ve bana sunacağı gelişim fırsatlarına bakarak değerlendirmek isterim" gibi daha açık ve esnek bir dil kullanılmalı.
Soru 11: Yeni mezunlar teknik mülakatlarda genelde nelerden eleniyor? Şirketi araştırmadan gelen adaylarla karşılaşıyor musunuz?
İbrahim Gerin: Çok şaşıracaksın ama evet. Adayı İK mülakatından geçirip teknik mülakata alıyoruz, fakat aday Enerjisa'nın tam olarak ne iş yaptığını bile bilmiyor. "Enerjisa hangi sektörde faaliyet gösterir?" sorusuna cevap veremeyen adaylar oluyor.
Yeni mezun birinden teknik mülakatta her şeyi dört dörtlük bilmesi beklenmez ama en azından temel mühendislik kavramlarını ve başvurduğu şirketin sektörünü araştırması gerekir. Araştırma yapmadan, "gizli mülakat" dediğimiz şekilde hazırlıksız gelmek çok büyük bir hatadır.
Soru 12: Yeni mezun bir aday, mülakatta maaş beklentisi sorusuna nasıl cevap vermeli?
İbrahim Gerin: Yeni mezun birine hiçbir kurumsal firma bir anda 150-200 bin lira gibi rakamlar vermez, belli ücret skalaları vardır. Kendi yeni mezun olduğum dönemde uyguladığım taktik şuydu: "Kurumsal bir firma olduğunuza inanıyorum ve mutlaka belirlediğiniz bir yeni mezun ücret skalanız vardır. Ben bu skalaya uyum sağlarım. Şu an için tecrübe kazanmak benim için ücretten daha ön planda."
Bunu söylememin sebebi paraya ihtiyacım olmaması değildi; o pozisyonu ücret yüzünden kaçırmamaktı. Şirketin bütçesi 60 bin lirayken siz 100 bin lira isterseniz süreç olumsuz sonuçlanır. Kariyerin başındayken, iyi bir firmada deneyim kazanmayı ilk sıraya koymak işe alım şansınızı çok artıracaktır.
İbrahim Bey'e bize ayırdığı vakit ve hiçbir yerde kolay kolay duyamayacağımız bu şeffaf tavsiyeleri için çok teşekkür ediyorum. İşe alım masasının diğer tarafındaki gerçekleri, işin mutfağından bu kadar net bir şekilde dinlemek hepimiz için gerçekten çok değerliydi.
Bir sonraki röportajımızda sektörün bambaşka bir konusuna değinecek ve yine merak edilen çok kritik detayları konuşuyor olacağız. Yeni içerikleri kaçırmamak için takipte kalın! Enerjiniz hep yüksek olsun, görüşmek üzere!



Yorumlar